Son yıllarda girişim sermayesi yatırımcıları, genellikle belirli bir profil çizen kurucuları destekleme eğilimindeydiler: beyaz, erkek ve elit eğitim almış bireyler. Ancak, bu düşünce tarzını sorgulayan önemli bir çalışma, Ada Ventures ile birlikte çalışan davranış bilimcileri Synaptiq tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, Birleşik Krallık, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan 171 unicorn kurucusunu inceledi. Bu grupta, kadınlar, etnik azınlıklar, LGBTQ+ bireyler ve düşük gelirli topluluklardan gelen 88 kurucu yer aldı. Elde edilen veriler, bu çeşitli arka plana sahip kurucuların, 159 özellik üzerinden yapılan ölçümlere göre, homojen kurucularla neredeyse aynı psikolojik özellikleri paylaştığını gösteriyor. Başarı, arka planla değil, ölçülebilir özelliklerle ilgili görünüyor. Şimdi, bu çalışmanın önemli bulgularına daha yakından bakalım.
Kurucuların Ortak Özellikleri
Araştırmada incelenen 159 özellikten yalnızca 18’inde anlamlı farklılıklar gözlemlendi. Bu, kurucunun geçmişi ne olursa olsun, bu özelliklerin %88.7’sinin temelde aynı olduğu anlamına geliyor. Ortak özellikler arasında, stres altında sakin kalabilme (düşük nevrotiklik), güçlü analitik düşünme yeteneği, olumlu duyguları ifade etme ve kapsayıcı liderliği göstermek için sıkça “biz” dilini kullanma yer alıyor. Farklılıkların ortaya çıktığı durumlarda ise, çoğunlukla çeşitli kurucuların lehine sonuçlar doğduğu görüldü. Örneğin, empati ve takım ruhu ile ilgili kelimeleri %23 daha fazla kullanıyorlar ve mevcut an üzerine %20 daha fazla odaklanıyorlar. Bu da onların karizmatik liderler olmalarını sağlıyor. Ayrıca, kendilerine güvenerek daha az tereddüt gösteriyorlar.
Yatırım Farkı ve Kapsayıcı Yaklaşım
Buna rağmen, Birleşik Krallık’ta kadın kurucular, toplam tohum finansmanının yalnızca %3’ünü elde ederken, erkekler için bu oran %84’tür. Etnik azınlıklar ise girişim sermayesinin sadece %1.58’ini alıyor. Özellikle siyah kadın kurucular, son on yılda toplam yatırımın yalnızca %0.02’sini alabilmiştir. ABD’de de rakamlar benzer bir tablo sunuyor. Beyaz erkekler, nüfusun yaklaşık %30’unu oluşturmasına rağmen, yatırımcıların %58’ini ve tüm girişim sermayesinin %93’ünü elde ediyor. Bu durum, yatırımcıların, daha önce başarılı olan kurucularla benzerlik gösterenleri destekleme eğiliminden kaynaklanan “kalıp eşleştirme” nedeniyle sürüyor. Ada Ventures, bu durumu doğrudan ele alıyor. “Kapsayıcı Alpha” modeli, psikodilbilimsel analiz ile gerçek dünya kurucu desteklerini birleştiriyor. Bu destekler arasında çocuk bakımı, zihinsel sağlık hizmetleri ve çeşitli kuruculara yönelik özelleştirilmiş sunum koçluğu yer alıyor. Portföy istatistikleri, bu yaklaşımın işe yaradığını gösteriyor: Şirketlerinin %54’ü kadın kuruculara sahip ve ikinci fonlarının %88’i temsil edilmeyen gruplara ait kurucularla dolu.
Gelecek ve Değişim
Araştırma, girişim sermayesi yatırımcılarının kurucuları değerlendirme yöntemlerini yeniden düşünmelerini öneriyor. Çeşitli kurucuların daha yüksek empati ve odaklanma gibi küçük farkları, aslında birer güç olarak değerlendirilmeli. Bu kurucuların iletişim becerileri, daha güçlü ekipler oluşturmalarına ve daha iyi sonuçlar elde etmelerine katkı sağlıyor. Yaklaşık %89 paylaşılan özellik ile, yatırımcıların başarılı bir kurucu profili hakkındaki eski düşüncelere bağlı kalması nedeniyle büyük fırsatları kaçırdıkları açık. Yeni psikodilbilimsel araçlar, geçmişe veya algıya dayalı değil, kanıtlanmış özelliklere odaklanma imkanı sunuyor. Bir sonraki unicorn, geleneksel Silicon Valley kalıbından farklı görünebilir, ancak başarıya ulaşmak için gerekli olan azim, zeka ve liderlik özelliklerini paylaşacaktır. Yatırımcıların, bu potansiyel liderleri bulmak için hızlı bir değişim geçirip geçiremeyeceği ise merak konusu.


