Erdoğan, etrafındakileri neden birer birer sildi!

13 yıldır Türkiye’yi tek başına yöneten yapı olan Ak Parti son günlerde bir koltuk kapma kavgasına girmiş görünüyor.
Bu haber 1396 kere okunmuş.04 Kasım 2014, Salı - 23:05

 13 yıldır Türkiye’yi tek başına yöneten yapı olan Ak Parti son günlerde bir koltuk kapma kavgasına girmiş görünüyor.


Yıllardır huzur içinde devam eden, hizmet ehlinin oluşturduğu bu kurumda neden son günlerde farklı sesler çıkıyor? Sonuçta amaç hizmetse, Başbakan Yardımcısı olarak da hizmet yaparsın, tuvalet temizleyerek de.. Belli ki amaç hizmetten ziyade, oluşturulan gücü koruma. Bugünkü durumlardan daha aşağıya düşmeme çabası.


Konu ayan beyan ortada aslında. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır tek güç olmayı nasıl başardıysa, şimdi o gücü korumanın hesaplarını yapıyor.  Yani Ak Parti’yi birlikte kurduğu A Takımını bir bir harcıyor.


Ak Parti 4 önemli ismin güç birliği etmesiyle kuruldu. Kurulduğu gün arkalarında ne Aydın Doğan vardı, Ne Karamehmet. Ne Numan Kurtulmuş destek vermişti onlara ne de Yiğit Bulut. Askeri vesayete kafa tutup 4 kişi kurmuştu partiyi. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener.

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener.
Erdoğan tek başına iktidara geldikleri gün, milletvekili olamadığından, güvendiği birini yerine Başbakan tayin etti. Sağ kolu Abdullah Gül’ü. Gül sadakatini, Erdoğan’ın Başbakan olması için istifa ederek gösterdi. Karşılığını da fazlasıyla aldı. Erdoğan ona "Kardeşim" dedi ve 7 yıl Cumhurbaşkanı olma fırsatı verdi.


Abdüllatif Şener de Erdoğan’ın zor zamanında yanında olan, o zamanın en tanınmış Milli Görüşçülerinden biriydi. Şener de zor zamanında Erdoğan’ın yanında olmanın karşılığını Başbakan’ın Yardımcısı olarak aldı. Bülent Arınç da böyleydi. Yıllarca diğer yoldaşlara gösterilmeyen iyi niyet Arınç’a gösterildi. Çünkü Arınç ısrarcı değildi. Erdoğan’la ters düşeceğine, söylemini değiştiriyor ve Erdoğan’a tabiiyetini gösteriyordu. O yüzden de 2015 yılına kadar Ak Parti’de üst düzey görevlere devam etti.


Erdoğan, güç paylaşımının bir yere kadar olduğunu, en ufak bir fikir ayrılığında parçalanabileceklerini biliyordu. O yüzden, kendisiyle birlikte bir güç daha istemedi. Liderlik vasfı taşıyan kimseyi popüler hale getirmemeye özen gösterdi. İlk harcadığı Erkan Mumcu'ydu. Kabinede kendinden uzun kimse olmamalıydı. Liderlik görüntüsü veren, sportif, esprili bir isim olan ve aynı zamanda "uzun" da olan Kürşat Tüzmen de bir dönem sonra partiden ayrıldı.


Önce, eski yoldaşlardan Abdüllatif Şener partinden gönderildi. Ardından Abdullah Gül’ün partiyle ilişiği kesildi. Gül diliyle davet ettirmeye çalışsa da kendini, partinden beklediği yanıtı alamadı. Seçmene kavga görüntüsü verilmemesi açısından, dil ucuyla “Sen de gel bari” der gibi açıklamalarla davet yapıldı. Kısaca Gül de partinden uzaklaştırıldı. Sırada 4 kişiden sadece Bülent Arınç kaldı. Erdoğan, Arınç’ın da vekil seçilemeyeceğinden, partide bölünme olabileceğini düşünmüş olmalı ki, Arınç’ı Gökçek ile itibarsızlaştırma yoluna gitti. Bu arada hem Arınç, hem de Gökçek için partide liderlik yolları kapanmış oldu. Davutoğlu'na lider diyenlere şaşıyorum doğrusu. Herşeyi yapmacık geliyor bana. Erdoğan da biliyor bunu. "Kontrolümde olsun yeter" diyor belli ki.


Türkiye’de gerçekten lider olabilecek Numan Kurtulmuş vardı. Onu da bir şekilde diskalifiye etmeliydi Erdoğan. En uygun olanı yaptı. Onu da yanına aldı. Makam ve mevkîyi gören Kurtulmuş, “hayır” diyemedi. Süleyman Soylu vardı bir de. Liderlik vasfı olmasa da genç olduğundan, ateşli konuşmalar yaparak, ufa da olsa bir kesimi ardına alabilirdi. Erdoğan onu da partiye aldı. Geçmişlerinde Ak Parti’ye ve Erdoğan’a yönelik ağır eleştiriler bir kenara atıldı ve onlar da “AK”landı.

Erdoğan tek başına güç olabilmek için, yola birlikte çıktığı tüm dostlarını elemeyi başardı. Şu anda Erdoğan'ın dışında siyasi bir lider görünmüyor Türkiye'de. Ne, anlattıklarıyla halkı inandıramayan Kılıçdaroğlu, ne de 18 yıldır kağıttan okmayı bile beceremeyen Bahçeli natif olur Erdoğan'a. Belki Sel'o olur ama, onun da hitap ettiği kitle genel değil.

Erdoğan'ın karşısına çıkabilecek şu kocaman ülkede kime yok. Bunun farkında olan Erdoğan "Neden hala Gül gibi, Sezer gibi Cumhrbaşkanı olayım ki? Obama'dan, Putin'den neyim eksik" edasına bürünmüş. O da Başkan olacak.


Türkiye’de Erdoğan’a gerçekten natif bir kişi vardı aslında. Erdoğan yıprandığı anda (bugünkü gibi) vatandaşın rağbet edeceği, özü sözü bir, muhafazakar, milliyetçi, dürüst ve halkını seven biri. Gerçekten de öyle bir lider vardı. 2009 yılında elim bir kaza sonucu maalesef onu da kaybettik. Ölümü hala aydınlatılamadı. İçimde hep bir şüphe olsa da, gerçek olan onun artık olmayışı. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bahsediyorum saydığım sıfatlardan da anladığınız üzere.
Ölümünün üzerinden 6 yıl geçti ama sır perdesi hala kapkaranlık. Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum.

Yani anlayacağınız dostlar, Türkiye bir süre daha Erdoğan'ın liderliğini kabul etmek zorunda..

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 10 = ?

 
En Son Haberler
Çok OkunanlarBugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
AnketTümü
Ak Parti iktidarında sorunlar çözülür mü?
 
haber yazılımı: buki